İlk Çocukluk Dönemi


Beş yaşındaki bir oglanın davranış sorunlarına bir göz atalım. Anne doktora gelerek yakınır. oglunun yerinde durmayan huysuz ve hırçın bir çocuk oldugunu, kendilerine rahat bir nefes aldırmadıgını belirtir. Hep kendisiyle ilgilenmesini istediğini. akşam olunca anne olarak tamamen bititin düştügünü dile getirir. Oğlanı daha çok yanında alı koyamamağını. tedavisi için uygun görülürse kendisini evin dışında yere yerleştirmeye hazır oldugunu açıklar. Davranışındaki söz konusu ayrıntılara dayanarak çocukla fazla bir zahmete girmeksizin "özdeşleşebiliriz", rahat rahat kendimizi onun yerine koyabiliriz. Beş yaşında bir çocuğun haşanlığındarı söz açıldığını duydugumuzda davranışının hangi rotayı izlediğini kolaylıkla tasarlayabiliriz. İlgili yaşta böyle ele avuca sıgmayan aşırı derecede hareketli bir çocuk yapacaktır? Ayağırıda ayakkabılarla masanın üzerine çıkacaktır. Savruk ve düzensiz, üstü başı toz toprak içinde sagda solda koşup duracaktır. Annesi diyelim bir şey okumaya kalktı, lambayla oynayacak, onu açıp kapayacaktır: Ya da tutalım ki annesiyle babası piyano çalıp şarkı söylemek isterler, nasıl davranacaktır böyle bir çocuk? Bir bagırma tutturacak ya da kulaklarını tıkayıp, anne ve babasının çıkardıkları gürültüye katIanamayacağını ısrarla ileri sürecektir. Dilediği şeyler kendisine verilmedlğlnde her seferinde babalan tutacak ama isteklerinin ardı arkası kesilmeyecektir.

Bir çocuk yuvasında böyle davranış biçimini Izlediğimizde ilgili çocuğun kavgadan hoşlandıgına ve yaptıgı her şeyin kavga çıkarmak amacına yönelik olduğuna karar veririz. Anne ve baba yorgunluktan bitkin düşerken, böyle bir çocuk gece gündüz hep ayaktadır. Yorulmak nedir bilmez, çünkü anne ve babasının tersine canının istemediği bir şey yapmak gibi bir zorunluluk tanımaz. Kısaca, bir dakika sessiz oturayım demez, hep evdekileri koşturur. istim üzerinde tutar. Aşağıdaki olay, oğlanın nasıl bütün ilgi ve dikkati kendi üzerine çekmek istediğini açıkça gösterir bize. Çocuk bir gün bir konsere götürülür; anne ve baba konserde çalar, şarkı söylerler. Bir şarkının tam orta yerinde Oğlan bağırır: "Hey, baba!" Derken salonda gezinmeye koyulur. Aslında bu, beklenmeyen bir şey değildir; ne var ki, anne ve baba, Oğullarının neden böyle davrandığını bir türlü çıkaramaz. Normal bir davranış sergilememesine karşın, oğullarına bayağı normal bir çocuk gözüyle bakarlar.

Belli bir ölçüde oğlan normaldir kuşkusuz; çünkü zekice bir yaşam planı izler. Planıyla yeter ki bagdaşsırı , yaptığı her şeyi doğru görür. İlgili planı bir kez saptaelık mı, bundan kaynaklanacak eylemleri de önceden tahmin edebiliriz, Oğlanın geri zekalı sayılamayacagı sonucuna ulaşırız. çünkü geri zekiılı bir kişi asla, zekice bir yaşam planı izleyemez. Ne zaman eve misafir gelip annesi eşi dostuyla biraz hoş vakit geçireyim dese, oğlan misafirleri oturdukları san dalyelerden itip uzaklaştırmiş. tam o sırada bir başkasının gelip oturduğu bir sandalyeye ille ben oturacağım diye tutturmuştu. Bu davranışı da, bizim gördüğümüz kadar yaşam amacı ve idealine uygun düşrnekteydi. Oğlanın amacı üstün olmak ve başkalarını tahakküm altında tutmak, ayrıca anne ve babasının kendisiyle sürekli ilgilenmesini sağlamaktı. Buradan çıkardığımız sonuca göre bir kez şımartılmaya alışmıştı ve yeniden şimartılsa. boyuna kavga gürültü çıkarmaktan vazgeçecekti. Daha başka bir deyişle, kendisi için avantajlı bir pozisyonu elden çıkarmış bir çocuktu.


Peki, avantajlı pozisyonunu nasıl kaybetmişti? Yanıt., Kendinden küçük bir kız ya da bir Oğlan kardeşe kavuşmuştu. Dolayısıyla ansızın yeni bir durumla yüz yüze gelen, kendisini tahtından alaşağı edilmiş hisseden, kaybettiğine inandıgı o çok önemli üstün pozisyonunu yeniden ele geçirmek çin elinden geleni ardına koymayan bir çocuktu. Bu yüzden, ana ve babasını boyuna meşgul ediyordu. Ayrıca görüldügü yeni duruma önceden hazırlanmış degild! ve şımartılmış çocuk pozisyonuyla asla bir toplumsallık duygusunu geliştirmeyi başaramamıştı. Dolayısıyla sosyal uyumdan yok olup, kendisinden başka ilgilendigi kimse yoktu, yalnız kendi rahatını sağlamaya bakıyordu. Oglanın küçük erkek kardeşine karşı nasıl davrandığı sorusuna, annesi hiç şaşırmadan kardeşini çok sevdiğini. ama ne zaman birlikte oynasalar onu dövmeden duramadıgını açıklarmştı. Oğlanın bu davranışını kardeşine karşı pek derin bir sevgiyle bağdaştıramazsak. sanırım kimse gücenmeyecektir bize.


Oğlandaki böyle bir davranışın anlamını kavrayabilmek için sık sık karşılaştığımiz bir durumla arada bir kıyaslamaya gitmek yararlı olacaktır; söz konusu durum da, kavga çocukların durmadan başkalarıyla kavga etmeye yanaşmamalarıdır, Bu gibi çocuklar hep kavga aramayacak kadar zeki din çünkü çok iyi bilirler ki, anne ve babaları kavgalarını hemen sonlarıdıracaktır, Dolayısıyla zaman zaman kavgadan el çeker, dogru dürüst davranmaya çaba gösterirler. Ne var ki, içteki kavgacılık eğilimi sürekli bir fırsat kollayıp açığa vurur kendini; oğlanın oyun sırasında küçük kardeş vurup vurup yere dedüşürmesi de böyle fırsatlardan biridir. Peki, oglanın annesine karşı davranışı ne durumda? Annesi kendisini pataklamaya kalktığında. oğlan ya güler ya da yiyeceği dayağın hiç canını acıtmayacagını öne sürer. Annesi dayak atarken biraz sert davrandığında bir süre sesini keser; ancak, çok geçmeden yine kavga gürültüye başvurur. Oglanın bütün davranışının benimsedlgi yaşamsal amaç tarafından saptandıgını ve yaptığı her hareketin ilgiliamaca yönelik oldugunu ve söz konusu özelliğin ilerideki eylemlerini önceden kestirebileceğirniz boyutlar içinde kendini açığa vurdugunu göz önünde tutmamız gerekmektedir. İdeal. bir birlik ve bütünlük oluşturmasaydı ya da ideali belirleyen amacı bilmeseydik, böyle bir şeyin üstesinden gelmemiz düşünülemezdi.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder