Cennet Halkı iki Öğün Yer

Cennet Halkı iki Öğün Yer

Son zamanlarda sözü edilen ve Türkiye' de de yaygınlaşmaya başlayan Metabolik Balans gibi yöntemler, "birinci hazım tamamlanmadan asla bir şey yenilmemesi" esasına dayanmaktadır. Böyle olunca insan için günde en fazla iki kere yemek yeme şansı kalıyor. Veya kahvaltıyı çok erken yapmak kaydıyla en fazla üç... Eski İslam tababet kitaplarında "Mümin, günde bir öğün, insan günde iki öğün, hayvan günde üç öğün yer." diye bir hüküm sık sık vurgulanır, Kur'an'ın tarif ettiği cennet ehli de günde iki kere yemek yerler: "Orada boş sözler değil, sadece (selam' (esenlik/barış/ huzur/hoşnutluk) sözü işitirler. ve sabah akşam rızıklarını hazır bulurlar:" (Meryem, 62)

Tabii biz cennet yurdunu yalnızca ölüm ötesinde bir mekan olarak tasavvur ettiğimiz için böyle bir yeme usulü ile buradaki hayatımızı da cennete dönüştürebileceğimizi aklımıza getirmeyiz. Oysa Kur' an, cennet hayatını değil, dünya hayatını tanzim etmek için bize gönderilmiştir. Cennet hayatını da biz ondan ibret alıp burada dahi ona benzer; rahat ve huzurlu bir hayat sürebilelim diye sık sık hatırlatır.

Bize bildirildiğine göre cennette hastalık yoktur, sıkıntı yoktur, yediklerimizin fazlalık yapıp vücudumuzdan kazurat olarak atılması yoktur. Orası bu yüzden cennettir zaten. Eğer biz, Kur' an' da tasvir edilen cennet ehlinin hallerini burada kendimize tatbik etsek, ebedi yaşama kabiliyetini elde edemeyiz ama mevcut ömrümüzü cennet hayatında olduğu gibi rahat, hastalıksız ve asude bir şekilde geçirebiliriz.

Ölüm "takdir" Sağlık "Mukadderat"tır

Allah sağlığın kaderi ile ecelin kaderini (programını) birbirinden ayrı tutmuş. İnsanın sağlığı ile ecelinin birbirinden farklı olduğunun göstergeleri var: Mesela çok sağlıklı bir insan aniden ölebilirken sağlık problemleri olan biri, -belki de ölümü istediği halde- uzun süre o dertle birlikte hayatını sürdürebiliyor. Çünkü ölüm bir "takdir", sağlık bir "mukadderat'tır. Takdir'i değiştirmek, çekirdeğin içindeki genetik dizilime müdahale etmek kadar zordur. Ama mukadderata müdahale, iradenin kullanım sınırları içindedir. Yani sağlıklı olmak bir yığın şartlara bağlıdır ve insanın iradesini kullanmasını icap ettirir. Ama ömür öyle değil, Bir insanın yeryüzünde ne kadar kalacağına Cenab-ı Hak karar verir.

Yeryüzünde kalmanın dahi hikmetleri; yani uyulması gereken birtakım prensipleri vardır ki ömrü uzatır. Mesela sadaka onlardan biridir. Müstakim ve mutlu yaşamak onlardan biridir. .. Nitekim Allah, ölüm vaktini "ecel" kelimesi ile tanımlar. Ecel, "tebir edilebilir. ertelenebilir' anlamına gelir. Bu, çoğu insanın aslında bu bedeninin fıtri miadını doldurmadan gittiği anlamına gelir. Nitekim bir ayette "Allah alır o canları öldükleri zaman; ôlmeyenleri de uyuduklarında. Sonra haklarında ölüm kararı verdıklerini alıkoyar, diğerlerini belirlenmiş bir süreye kadar (miadının dolması zamanına kadar) salıverir. Şüphesiz ki bunda düşünecek bir kavim için (yani doğru yaşadığı takdirde ömrünü uzatabileceğini anlayan insanlar için) deliller vardır" (Zümer, 42) buyurur.

Mamafih Kur'an'ın telkinlerinden anladığımız kadarıyla en az üç çeşit ecel tanımı vardır. Bu tanımlama bize sağlıklı ve "sünnetullab?« uygun yaşamanın ömrü dahi uzatabileceğini gösteriyor. İşte bakın bundan 60-70 sene önce Türkiye'de ortalama ömür, 53 yıl civarında idi. Cenab-ı Allah "Yoksa kötülük işleyenler (icterahu's-seyyiati= vücut1arına cerahat dolduranlar), kendilerini, inanıp salih amel işleyenler gibi (sağlıklı yaşayanlar gibi) kılacağımızı; hayatlarının ve ölümlerinin bir olacağını mı sanıyorlar? Ne kötü hüküm veriyorlar. (Yanılıyorlar.) Allah, gökleri ve yeri, (sebep sonuç ilişkileri içinde) hak ve hıkmete uygun olarak, herkese kazandığının karşılığı verilecek şekilde yaratmıştır. Kimseye zulmedilmemiştir; edilmez." (Casiye 21-22) buyurur.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder